Kaiken

İlk Baskı Yılı: 
Kategori: 
Kitap Hakkındaki Düşüncelerim / Yorum: 

*Bu yeni kuşaklar atalarının gücünü değil, yılların birikimi olan ezici bir yorgunluğu ve bıkkınlığı miras almıştı: Batı'nın yozlaşmasıyla kendini koyuvermiş, kangrenleşmiş bir toplum.

*Sabrı bir gün gerçekten tükendiğinde yerleşebileceği vaat edilmiş bir dünyaydı kendine yarattığı.

*İtaatkâr ve antipatik bir güruh. Konfor ve kolaylık peşinde, fikirsiz, yüreksiz, egoist ve tembel bir sürü. Başkalarının çocukları.

*Bu konuşma Olivier'yi şoke etti, ama onun ne demek istediğini anlıyordu. Takımadalar, Batı için bir kurtuluş yoluydu. Sorunları halletmekten çok, huzurun ve sükünetin ağır bastığı Asya'da bir cennet -bir Japonya ideali- düşlemek tercih ediliyordu. Passan da bunun ilk kurbanıydı.

*Japonya’da iyi bilinen bir hikâyeye gülüyorlardı: Nişanlısını sadece bir kez görmüş, ancak randevu boyunca başını kaldırıp ona hiç bakmamış yeni evli bir kadın düğün günü kocasını karıştırmıştı. Onlar geleceklerini başka bir bakış açısıyla -ve korkusuzca- planlıyorlardı. Bağımsız olmak, toplum katmanlarını tırmanmak, köklerinden uzaklaşmak istiyorlardı. Ne ailelerinin düşüncelerine ne de çevrenin çıkarlarına göre davranacaklardı. Çocuk bezlerine hasredilmiş sıradan bir evlilik yapmayacaklardı. Sağlam bir eğitim, iyi bir meslek ve çağdaş bir yaşam için mücadele edeceklerdi. Durum iki genç kız için de tamamen istedikleri gibi olmamıştı.

*Passan psikiyatrın hiçbir şeyi anlamadığını hissediyordu. Ama ona ne yapacağını söylemek uygun kaçmazdı. Japonlar "Maymunlar bile ağaçtan düşer" derlerdi.