
*Vladimir Sorokin bu eserinde "global aptallık" modasına uyarak ülkelerin birer ikişer demokrasiden uzaklaştığı ve totaliter rejim nostaljisine kapılarak diktatörlüklere meylettiği modern zamanların bir uzantısı olarak Rusya'nın önümüzdeki on yıllar boyunca bu geleneğe sadık kalacağını, "Opriçnina" teşkilatlarının hiçbir zaman yok olup gitmeyeceğini iddia ediyor.
*Duman, buz gibi havada esintiyle yayılıyor. Güneş aynı şekilde parlıyor, karda yansımaları oynaşıyor. Kışı severim. Soğuk insanın kafasını temizler, pasını alır, kanını tazeler. Dediklerine göre devlet işleri Rusya'da kışın daha hızlı hallediliyormuş.
*“Şu Rusya düşmanlarını bertaraf etmek ne de muhteşem bir șey!" diye mırıldanıyor. "Ne demiş Cengiz Han, 'Şu dünyada en büyük zevk düşmanları alt etmek, mallarını talan etmek, atlarına binmek ve karılarını düzmek!' Bilge adam vesselam!"
*Efendimizin dediği gibi: "Kanun ve nizam! İşte, kendi küllerinden doğan Kutsal Rusya'mızın üzerinde durduğu ve duracağı temel budur."
*Rusçası mişa: Mihail adının kısa/sevimli/sempatik söylenişlerinden biri. Rus mitolojisi ve folklorunda "insandan sayılan" ayıya verilen isim. Ayı, Rus kültüründe önemli ve saygın bir yere sahiptir. Birine karşı değil hakaret, aşağılama, hor görme, aksine iltifat olarak kullanılır. Gücü, bilgeliği, büyüklüğü ve ağırbaşlılığı temsil eder. (Ç.N.)
*Ve de en önemlisi, her büfede bir ürünün iki farklı cinsi olmasıydı ki halk seçim yapabilsin. Bilgece ve derinlikli bir düşünce. Zira bizim dini bütün milletimiz üçünden ya da otuz üçünden birini değil, ikisinden birini seçmelidir. İkisinden birini seçen insan ruhen huzurlu olur, yarınına güvenle bakar ve bundan beslenir; gereksiz huzursuzluktan, telaştan uzak durur ve netice itibarıyla tatmin olur. İşte böyle bir halkla, tatmin olmuş bir milletle ancak büyük işler yapmaya kalkışılabilir.
*Ancak düşüncelerim kafamı meşgul etmeyi sürdürü-yorlar. Buyurun, hemen yanı başımda olan biten her şeye ebediyen kırgın ve küskün bir insan oturuyor. Üstelik yalnız bizlere, Opriçnik'lere de değil, bizzat Efendimize de... Evet, bu insana artık hiçbir şey yapamazsınız.
*Yüzüne bakıyorum. Çok sıra dışı bir yüz bu yüz. Koca Rusya'da böyle bir tane daha yok. Ne kadınsı bir ifadesi var ne erkeksi, ne yaşlı ne de genç, ne efkârlı ne de sevinçli, ne iyi ne kötü... İşte, o yeşil gözleri, her zaman neşeli. Ama taşıdığı o neşe biz sıradan, biz fani insanlar için anlaşılır bir şey değil. Gerisinde ne vardır, neler yatmaktadır, ancak Tanrı bilir.
*"Bak canım, kitap dediğin yalnızca iş üzerine yazılmış olmalı; marangozluğuydu, demirciliğiydi, tesisatıydı, elektriğiydi, gemiciliğiydi, balıkçılığıydı, efendime söyle-yeyim, dokumasıydı, basmasıydı, demiriydi, dökümüy-dü, bakırıydı, kalayıydı, sonracığıma teyeliydi, dikişiydi, inciğiydi, boncuğuydu, el emeği göz nuruydu.."
*“Birini ezdiniz, peşinden on tane yarattınız," diyor.
"Kan, kanla temizlenmez evlat. Kan kanla kapatılır. Kapanır kapanmasına ya, kan ölmez, kan can bulur. Dirilir, sağalır, kabuk bağlar, kabuğu sertleşir, çatlar, çatlağından yeni bir can doğar."
*Vay be! Müthiş. Tüm yorgunluğum bir anda kaybo-luyor. Hamam! Saate bakıyorum, 23.12. Koskoca bir kırk dakika beklemek gerekecek. Önemli değil! Bekleriz Komyaga'cığım. Zamana gitmek, insana sabretmek düşer.