İbn Fadlan Seyahatnamesi

İlk Baskı Yılı: 
Kategori: 
Kitap Hakkındaki Düşüncelerim / Yorum: 

*Bu seyahatnâme X.yüzyıldaki Türklerin tarihi hakkında en canlı, en sağlam vesikalardandır. İbn Fadlan gibi kültürlü, mütecessis bir kişinin gözlemlerine dayanmaktadır. Veciz ve akıcı bir üslupla kaleme alınmıştır. Yazıldığı tarihten itibaren doğuda, daha sonra batıda çeşitli kişiler tarafından kaynak olarak kullanılmış, üzerinde çok sayıda çalışma yapılmış, çeşitli dillere çevrilmiş, filmlere konu olmuştur. İbn Fadlan elçilik için gittiği (921-922 yılları) sırada uğradığı Türk kabilelerinin idaresi, dinleri, adetleri hukukları hakkında çok değerli bilgiler vermiş, o kavimlerden olan kişilere sorular yöneltmiş, onların mantalitesini anlamaya çalışmıştır. Devrindeki Oğuzlar, Bulgarlar, Ruslar hakkında son derece önemli bilgiler vermiştir.

*Oğuzların hükümdarlarından ve reislerinden ilk rastladığımız Küçük Yınal’dı. Müslüman olmuş. “Müslüman olursan bize reis olamazsın” denince Müslümanlıktan vazgeçmiş. Onun bulunduğu yere varınca “Sizin geçmenize müsaade etmem. Böyle bir şeyi şimdiye kadar hiç duymadık, gerçekleşeceğini de zannetmiyoruz” dedi. Ona yumuşak davrandık, nihayet 10 dirhemlik bir Cürcan kaftanı, bir parça paybaf (çuha), birkaç ekmek, bir avuç kuru üzüm, 100 ceviz vererek razı ettik. Bunları verince bize teşekkür için secde etti. Zira Türklerde bir adam bir adama ikramda bulunursa ikram edilen ikram edene secde eder.

*Oğuzlardan biri hastalanınca cariyeleri, köleleri varsa ona bakarlar. Ev halkından başka bir kimse ona yaklaşamaz. Hasta için evlerden (çadırlardan) uzak bir yerde bir çadır kurarlar. Hasta ölünceye veya iyileşinceye kadar orada kalır. Hasta köle veya fakirse onu kıra atıp bırakırlar.

*Türklerin hepsi sakallarını tıraş eder (yolar), bıyıklarını bırakırlar. Çoğu defa onlardan sakalını yolmuş, çenesinin altında bir miktar bırakmış ve üzerine post almış ihtiyar bir adam görürsün. Uzaktan bakınca teke zannedersin.

*Subaşının (ordu kumandanı) hükümdardan daha itibarlı olması Türklerin orduya verdikleri önemi gösterir. Ayrıca, yukarıda Ğıtrifiyye, Müseyyebiyye dirhemlerinden bahsedilmişti. Bunlar Harun el-Reşîd’in Horsan valileri olan iki kardeşidir.

*Hükümdar bir lokma takdim etmeden kimse yemeğe başlamaz. Kime bir lokma verirse hemen önüne bir sofra getirilir.

*Bu, aynı zamanda samur derisinin para yerine kullanıldığına işaret ediyor. Kuzey ülkelerinde sincap, sansar vs. hayvanların kürkleri o sıralar para yerine kullanılıyordu.

*Türk ülkelerinde değerli fenek (korsuk), samur bulunur. Türkler bütün milletler içinde en iyi ok atandır. Onlardan bir adamın erkek çocuğu doğarsa büluğa erinceye kadar ona bakar, yetiştirir. Büluğa erince ona bir yay ile oklar verir. Evinden çıkarır “Çarene bak” der. Bundan sonra çocuğu yabancı sayılır. Çocukları hususundaki adetleri böyledir. Onlardan bir kısmının oğulları, kızları, evlendirmeleri şu şekildedir. Kızlarının başları açıktır. Bir adam evlenmek istediği kızın başına bir başörtüsü atar. Bunu yapınca kız eşi sayılır. Kızın ne babası ne de kardeşi onu engelleyebilir.

*Türkler arasında seferler sırasında ve başka zamanlarda yağmur yağdıranlar, istediği kadar yağmur, dolu, kar meydana getirenler olduğunu devamlı duyardık. (Yada Taşı)

*Vatanımdan uzaklaşıp yürüyerek Horasan’a gelince bu bölgenin hükümdarı, emiri... Nasr b. Ahmed b. İsmail b. Ahmed [el-Sâmânî]’nin şânının büyük, saltanatının ulu olduğunu gördüm. Onun yanında imkan sahipleri önemsiz, kuvvet ve kudret sahiplerinin ağırlığı hafif kalır. Yanına varınca Çin hükümdarı Fâlin b. el-Şehir’in elçilerinin onunla sıhriyet akrabalığı kurmak istediklerini, kızını Çin hükümdarına istediklerini gördüm. Şeriat yasakladığı için Nasr b. Ahmed onların isteğini kabul etmedi. Onun reddetmesi üzerine elçiler Nasr’ın çocuklarından biriyle Çin hükümdarının kızının evlenmesini teklif ettiler. O da bunu kabul etti.

*Türklerin hükümdarına Hakan, Bulgarların hükümdarına İlteper dendiği gibi Rus hükümdarına Vilademir denir.

*Türkler hakkında yaygın ve meşhur olan bilgileri uzatmadan anlattık. Zira onların cinsleri, çeşitleri, tarihleri, kanunları, adetleri anlatılamayacak kadar çoktur.

*Hipokrat (MÖ 460) “Türklerin gıdaları, âdetleri birbirine benzer. Bunun için sadece kendilerine benzemişler, diğer milletlere benzememişlerdir. Fizyonomilerinde, adetlerin de onlardan ayrılırlar.” der.

*Galinos (Bergamalı Galen, MS 129) başka bir yerde “Bu insanların kadınları adamları gibi savaşırlar. Bütün kuvvetleri kollarına gitsin, bedenleri hafiflesin ve atlar üzerine sıçrayıp binebilsinler diye bu kadınlar memelerinin birini kesmişlerdir” der. Hipokrat bir kitabında bu kadınlardan bahseder. Ve onlara Amazonlar der. Bu kelimenin manası tek memeliler demektir. Zira diğer memelerini kesmişlerdir. Memelerinden birini bırakmalarının sebebi çocuklarını emzirmek, nesli devam ettirmektir. Memelerinden birini kesmelerinin gayesi at üzerinde ok atarken engellemesini önlemektir.