
Altını Çizdiklerim;
*Sorumlu her müslüman, inançlarını, vakitlerini, imkanlarını, sevgilerini, öfkelerini, tutkularını, umutlarını, zihninin ve yüreğinin zenginliklerini yerli yerinde sarfetmekle yükümlü bulunmaktadır.
*Rahman’ın kulları, bütün eylemlerini, dünya değerlerinin ters döndüğü ilahi hesap gününe göre düzenlemelidirler.
*Modern düşünce İslamın ruhi ilişkileri düzenleyebileceğini, ancak sosyal ilişkilere karışmaması gerektiğini iddia edebilmektedir.
*Müslüman olmak demek, hep Allah’a doğru giden anlamlı bir yürüyüşü gerçekleştirmek demektir.
*İslam, helal sınırlar içerisinde kalan her türlü maddi ve manevi nimetlerin paylaşılmasını emreder.
*İslam, Allah’la olan ilişkilerde her türlü bürokrasiyi aldırmıştır.
*Başkalarıyla paylaşılmayan imkanlar, Allah’ın üzerinden bereketi kaldırdığı imkanlardır.
*Bir müslümanın hayatında mistisizme varan bir ruhbanlığa yer olmayacağı gibi materyalizme varan bir dünyacılığa da yer yoktur.
*Bugün İslam dünyasında ‘din’i bir yöneliş olduğu muhakkaktır. Din’i olduğu muhakkak olan bu yönelişin hangi ölçüde ‘İslami’ olduğu ise tartışılması gereken bir olgu olarak ortada durmaktadır.
*Hayatın her evresinde İslam, Müslümanlara dengeli ve derinlikli bir ruhani hayatla, ölçülü ve dinamik bir fiziki hayatı bütünleştirmelerini öğütlemektedir.
*Rahman’ın ayetleri; hiçbir yaratığın ilahi yaratılış yasasından kendisini soyutlayamayacağını söylemektedir.