Huzura Varınca

İlk Baskı Yılı: 
Kategori: 
Kitap Hakkındaki Düşüncelerim / Yorum: 

Altını Çizdiklerim;

*İnsan, bunu bazen kabul etmese de, aczini, güçsüzlüğünü ve muhtaçlığını kalbinin derinliklerinde hisseder.

*İnsan, Rabbiyle münasebet içerisinde olduğu müddetçe dünyada bir çeşit cennet hayatı yaşar.

*Hazreti Peygamber, Miraç gecesinde tahiyyat, salavat ve tayyibat kelimeleriyle Allah Teala’ya saygıda bulunmuştur. Yüce Allah da selam, rahmet ve berekat kelimeleriyle karşılık vermiştir. Bundan da anlaşılmaktadır ki namazın insana ilk getirildiği kazanımlar, selam, rahmet ve berekettir.

*Kur’an-ı Kerim’de bazı ayetlerde namaz, zekatla birlikte anılır. Tasavvuf merkezli tefsir kitaplarında bunun bir gerekçesi olarak, zekatın malı arındırma işleviyle namazın insanın iç dünyasını arındırma fonksiyonunun birbirine benziyor olmasına vurgu yapılmıştır.

*Namaz, Allah’la hem sürekli hem de düzenli ilişki kurmanın vasıtasıdır.

*Allah’ın bütün güzellik ve mükemmelliklerinin sahibi olduğunu anlayıp itiraf etmek, bunun karşısında tefekkür ve takdir vazifesini yerine getirmek en etkili bir biçimde namaz üzerinden gerçekleşir.

*Zekat vermek, kurban kesmek ya da hacca gitmek gibi bazı ibadetler – vekalet verildiği takdirde başkası tarafından yerine getirilebilse de bu imkan, namaz için geçerli değildir. Yani, hiç kimse bir başkası adına vekaleten namaz kılamaz. Bunun hikmetlerinden biri de kimsenin kainatının bir başkasının kainatıyla aynı olmamasıdır.

*Başkalarına hizmet etmeyi prensip edinmiş biri, bütün varlıkların hizmette olduğunu hissedip algılayabilir.

*İbadetlerin çıkış noktası ilahi emir, neticesi ise ilahi rızadır.

*Aslında insan, yalnızca “yapan” olarak değil, aynı zamanda “yapmayan” olarak alçalıp yükselen bir varlıktır.