Klişelerin Diktatörlüğü

İlk Baskı Yılı: 
Kategori: 
Kitap Hakkındaki Düşüncelerim / Yorum: 

Altını Çizdiklerim;

*Her ne kadar sosyoloji kökenini Avrupa’da bulsa da, özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilke olarak bir Amerikan disiplini olmuş ve bu nedenle de özellikle pragmatik, işlevsel-rasyonel yönelimli, endüstrileşmiş toplum ve kültüre hizmet etmek üzere donanmıştır.

*Ucuz sanatın hedeflediği etki, sorunsuz ve düşünmeyi devre dışı bırakan bir empati ve tüketicinin hissiyatına duyulan sempatidir.

*Ucuz sanat üreticisi, amaçlanmamış bir anlaşmazlık ve bölünmeye yol açacağı için asla deneylere teşebbüs etmeyecektir. O asla aykırı düşmek ya da tüketicilerini kızdırmak istemez.

*Eğer güzel sanatlar, edebiyat ve müzikte de şablonlar hakimiyetini ilan etmişlerse, o zaman ucuz sanat ya da taklit sanat’tan bahsediyoruz.

*Çoğu sosyal ve siyasal hareketler enerjilerini sadece toplumda statükonun siyasal ve legal değişimlere değil, zihniyet ve ahlakın da değişmesine harcamaktadırlar. Fakat bu onların genel olarak değişmez ve doğal görülen kökleşmiş klişelere karşı saldırmaları anlamına gelmektedir.

*Din, temelde yön vericilik işlevi olan bir dünya görüşü sunmaktadır.

*Çoğunlukla sloganlar ve klişeler insanların tutumlarını ve eğilimlerini etkiliyorlar. Onlar insanları düşünüş, duyuş ve eylemin belirli bir yöne sevk etmek için hazır hale getirirler.

*Anlaşılan o ki, kelimelerin ne anlama geldiği fazla bir şey ifade etmiyor. Aynı sesle ifade edilen formül yeterliydi.

*Bir kimse bir an bir şey söyleyebilir ve başka bir anda tümüyle farklı bir şey yapabilir. Bu kesinlikle klişesel bir koşuldur, çünkü klişeler, orijinal anlam içeriği kendi anlamlılığını kaybettiği ve saf işlevsellik tarafından belirlendiği bilinç biçimleridir.

*Modern değer, norm, anlam ve motiflerin uçuşkan niteliği köklü bir şekilde bilişsel belirsizliğe, duygusal istikrarsızlığa ve ahlaki değişkenliğe yol açmıştır. Bu ortamda klişeler imdada yetişmektedir. Onlar açıklık, istikrar ve kesinlik sunmaktadır.

*Modern insan çok konuşmaktadır, çünkü konuşmak için çok az bilişsel ve duygusal enerji harcaması gerekmektedir.

*Sadakat, günümüzde, tıpkı onur (şeref) gibi demode olmuş bir erdemdir.

*Pahalı antik mobilyaların satın alınmasını modern insanların aura satın alma çabası olarak görmek gerçekte çok uzak bir ihtimal değildir.

*Dinde dünya, insani ve ahlaki sorumluluk kavramlarıyla telakki edilmektedir.

*Dini liderler güç ve otoritelerini, dini cemaatin üyelerinin içselleştirme ve öngörülerine dayandırmaktadır.

*İnsan hayvanların doğada yaşamasını sağlayan doğal içgüdüsel bir düzenekten yoksundur.

*Anomi, insanın, insan olarak yaşamak istiyorsa sakınması gereken bir kuralsızlıktır.

*Klişelerin çoğu, davranışçı psikolojide geçerli olan uyaran tepki mekanizmasına uygun olarak konuşma ve davranışa yol açma imkanına sahiptir.

*Bilişsel düşünce gerektirmediği için klişeler kolayca tüketilebilirler. Şöyle de denebilir: Kişi kafasını çalıştırmak zorunda değildir.

*Klişe bir eylem, bunu organize edenler için, hala işlevsel olabilir, fakat bu eylem orijinal simgesel yükünü ve anlam gücünü yitirmiştir.

*Öğrenilmiş bilgelik değil, deneyim bilgeliği- geleneğin kurumsal bir parçasını oluşturmakta ve bir kuşaktan ötekine aktarılmaktadır.

*İngilizce, geçmişin siyasal hakimiyet ve kültürel hegemonyasının bir hatırası olarak çoğu Batılı dillerinde izlerini bırakmış olan Fransızcanın halefidir.

*İngiltere’deki sanayi devriminden ve Amerika’da özellikle teknolojik alanda beliren modernleşme sürecinin güçlü atılımlarından bu yana, İngilizce dili modern toplumların ortak dili olmuştur.

*Keskin İngiliz dilbilimci Henry Watson Fowler, klişeleri ihtiyacımız olduğunda hemen askıdan alıp düşünmeden kullandığımız elbise olarak tanımlarken oldukça haklıdır.

*Modern insan, ziyaretler sırasında ve şenliklerde sıkça açık bir şekilde gözlemlendiği üzere gevezelikte ustalaşmıştır. Televizyon, bize insanların bir incir kabuğunu doldurma şeyler üzerinde konuştukları ‘konuşma şovları’ göstermekte ve şimdilerde toplantı masalarında ‘konuşma kağıtları’ dolaşmaktadır.

*Ne kadar yüzeysel gözükürlerse gözüksünler klişeler zamanla insan bilincinin derinliklerinde kök salarlar ve daha sonra göreceğimiz üzere muhtemel göreceleştirici tefekkur ve düşünceler tarafından rahatsız edilmeden kendi işlevlerini yerine getirirler.

*Modernleşme; sanayileşme, kentleşme, sekülerleşme, kapitalizm ve bürokrasinin doğuşu vs. süreçleri kapsayan şemsiye bir kavramdır.

*Biz modern insanların kötü bir hafızası var ve bu nedenle, biz bunların nasıl yıpranmış ve modası geçmiş şeyler olduklarının farkına bile varmaksızın gerçekte eski fikirleri ve nosyonları tekrarlıyoruz.

 

Anomi, toplumsal normların zayıflaması veya çökmesi sonucu bireylerin yönsüzlük ve yabancılaşma hissetmesi durumudur. Fransız sosyolog Émile Durkheim tarafından ortaya atılan bir kavram.