Tanrılar Okulu

İlk Baskı Yılı: 
Kitap Hakkındaki Düşüncelerim / Yorum: 

Altını Çizdiklerim;

*Aklın gıdası sükunet, bedenin gıdası oruçtur.

*Görünürde olanaksız olan tüm zaferlerin ardında her zaman bir insanın, bir bireyin düş’ü, onun kusursuz kararlılığı, bütünüyle inanma kapasitesi vardır.

*Onun akademik formülü, geleceğin yapı taşlarına sahipti. Bünyesinde olağanüstü bir biçimde, İngilizlerin enternasyonalizmi ile Amerikalıların katı pragmatizmini, İtalyanların biçim ve kültür anlayışını bir araya getirmekti.

*Kendi fikir zenginliğinde (etik, estetik, dini, felsefi, bilimsel) ve kendi değerler sisteminde yeterli bir zenginlik düzeyine henüz erişmemiş bir ülkeyi yoksulluğundan kurtarmak olanaksızdır. Bu ülkelerin birçoğunda yaşam koşullarını yükseltmek için eski bilgeliklerine, kendi kökenlerinin özüne dönmeleri ve sahip oldukları en eski değerler sistemini yeniden yeşertmeye çalışmaları yeterli olacaktır.

*Saygı duyulan insanların, alkışlanan liderlerin, itibarlı makamları ve unvanları olan zeki, ciddi görünüşlü beyefendilerin nereye gittikleri konusunda hiçbir fikirleri olmadığını keşfetmek beni çok şaşırtmıştı. Bu kişiler, 16. yüzyıl Flaman Rönesans döneminin önemli ressam ve gravür sanatçısı Pieter Bruegel’in tablosunda ölümsüzleştirdiği kör adam gibi bir de diğerlerine rehberlik ediyorlardı.

*Kendisinin efendisi olanlar dünyayı yönetirler. Dünya onları tanır ve onlara hizmet etmekten mutlu olur.

*İnsanlar acılarını, korkularını ve kararsızlıklarını terk etmekte zorlanıyorlar. Onların yegane zenginliği budur. En kıymetli şeymiş gibi sarıldıkları bu mal varlıkları, onların ileri adım atmalarına engel olmaktadır.

*Bunca insanın tehlikeli spora ilgi duyuyor olmasının ve canlılığını tehlikeli koşullarda hissettmek istemesinin veya en tehlikeli serüvenlere kalkışmasının asıl nedeni zamandan, sorunlardan ve dünyanın yükünden kaçıp özgürleşebilmek istemesidir.

*İbranice ‘kutsal’ sözcüğü etimolojik olarak ‘ayrı’ anlamına geliyor. Yahudiler kendi din anlayışlarına göre dünyayı ikiye böldüler: kutsal olanlar, yani kendi inançlarındakiler ile diğerleri, yani dinsiz ve murdar olanlar.

*İnsanı zehirleyen yiyecek değil, ona bağımlı olması, yani onun kendisi için zorunlu olduğuna inanmasıdır. Azizler ve dünya nimetlerinden elini eteğini çeken keşişler bile azla yetinme öğretisinin esas amacını kaçırdılar; azla yetinmek, yiyeceği ortadan kaldırmak değil, ona olan gereksinimi, bağımlılık halini yok etmektir.

*Bir kişinin gücü, kendine sahip olmasında ve aynı zamanda kendisine teslim olmasında yatar.

*Kendini gözlemlemek kendini düzeltmektir.