Karakter Aşınması

İlk Baskı Yılı: 
Kategori: 
Kitap Hakkındaki Düşüncelerim / Yorum: 

Altını Çizdiklerim;

*Toplumun en altındakilerin serbestçe yararlanabileceği yegane kaynak zamandır.

*Dünya güzel ve adaletli bir yer olsaydı, saygı gören kişiler, gördükleri itibarın karşılığını aynı ölçüde geri verirdi.

*Bizim yolculuğumuz, hiç tanımadığınız bir insanın size içini döktüğü ve uçak inince de bavullarını toplayıp sonsuza kadar ortadan kaybolduğu, bildiğimiz Amerikan yolculukları gibi olmadı.

*Yönetimler organizasyonları birer piramit şeklinde değil, birer network olarak düşünüyor.

*Rutin, belirli bir noktada zararlı hale gelmeye başlar. Çünkü insanoğlu kendi çabası üzerindeki kontrolünü yitirir; çalışma zamanı üzerindeki kontrolün yitmesi ise insanın zihnen öldüğü anlamına gelir.

*Endüstriyel rutin, insan karakterinin bütün derinliğini yok etme tehlikesini barındırır.

*Esneklik (flexibility) sözcüğü İngilizce’ye 15. yüzyılda girdi. Sözcüğün asıl anlamını, rüzgarda eğilen ağaç dallarının tekrar eski konumunu aldığı şeklindeki basit gözlemden alıyordu.

*Hangi kötülüğe tahammül edeceğimiz hangi iyiliğin peşinde olduğumuza bağlıdır.

*Esneklik düzensizlik yaratır, ancak sınırlamalardan kurtulmamızı sağlamaz.

*Büyüme, diyordu Amerikalılar, düzgün ve bürokratik olarak planlanmış bir rota izlemez.

*Geçmişini terk edebilme ve parçalanmayı kabullenme yeteneği: Bunlar, Davos’taki, gerçekten yeni kapitalizme ait olan insanlarda görülen iki özelliktir.

*Avrupalıların gözünde, objektif toplumsal konum ölçütleri, sınıfsal ekonomik verilerden oluşurken, ABD’de ırk ve etnisite öne çıkar.

*Bilgisayar programına bağımlı emekçiler olarak, hiçbir pratik bilgiye saip değiller. İşleri, ne yaptıklarını anlayabilme anlamında, onlara hiç de okunaklı görünmüyor.

*“Risk” kelimesi Rönesans İtalyaca’sındaki, risicare,”cesaret etme” kelimesinden gelir.

*Psikolog Amos Tversky, sayısız deneyden sonra, insanların gündelik yaşamda-ister kariyer ve evlilikte ister kumar masasında olsun-risk alırken olası kazanımlardan çok kayıplara önem verdiği sonucuna vardı: “İnsanlar olumludan çok olumsuz uyaranlara karşı duyarlıdır… Sizi mutlu edecek birkaç şey varken, kendinizi kötü hissettirecek sayısız etken bulunur.”

*Modern risk kültürünün garip yönü, hareketsizliğin başarısızlık olarak görülmesi, sabit kalmanın ölümle eş tutulmasıdır.

*Ulusların Zenginliği’nde Smith şöyle yazıyordu: “İnsanların çoğuluğu kendi yeteneklerini abartarak böbürlenir … her insan kazanma şansını olduğundan büyük, kaybetme şansınıysa olduğundan küçük görür.”

*19. yüzyılda, gençlerin tercih edilmesi bir ucuz emek meselesiydi; Lowell veya Massachusetts’in “fabrika kızları” ve Kuzey İngiltere’nin “kömürcü çocukları” yetişkinlerden çok daha düşük ücretlere çalışırdı.

*İngiltere ve ABD’de, esnek şirket uygulamaları ve hükümetlerin mevcut emek politikaları, becerilerin hızla değişmesinin kural olduğu varsayımına dayanır.

*Zamanla ilgili bu kişisel kaygılar, yeni kapitalizmin ayrılmaz bir parçasıdır. New York Times yazarlarından biri, “İş endişesi her yere nüfuz ediyor, kişinin özsaygısını azaltıyor, aileleri bölüyor, cemaatleri parçalıyor ve işyerlerinin kimyasını değiştiriyor” diye yazıyor.

*Endişe geleceğe yönelik bir kaygıdır; endişe, sürekli riskle dolu bir ortamda hissedilir ve geçmiş deneyimlerin bugüne rehberlik edemediği süreçlerde yoğunlaşır.

*Modern toplumun yüzeyselliğiyse, sanatın yüzey ve maskelerinden bile daha sığdır.

*Çiftçi, doğayla yapılan savaşta kesin zafer olamayacağını bilir; zafer bir yanılsamadır.

*Protestanlığın çıkışından önce Katoliklik, bir yandan insanın kusurlu olduğunu savunmaya devam ederken, diğer yandan da buna çare olarak, Kilisenin kurumlarına, ayinlere ve rahiplerin büyülü güçlerine boyun eğilmesini öğütlemişti. Protestanlık ise, insanın kendisiyle ilgili şüphelerine, daha bireysel bir çözüm aradı. Protestan birey, kendi öyküsünü, anlamlı ve değerli bir bütün olacak biçimde şekillendirmeliydi.

*Ahlaki değerini çalışarak ispat etmeye çalışan, “amaçlı insan” (driven man).Amaçlı insanın yaşamöyküsü başkalarının takdirini toplamak ve kendine saygı duymak amaçlı, sonu gelmez bir seferdir.

*Gruplar bütünlüklerini korumak için sadece olayların yüzeyiyle ilgilenir; yüzeyselliğin bu şekilde paylaşılması sayesinde, grubu bölebilecek, karmaşık ve kişisel meselelerden uzak durulur ve insanlar bir arada tutulur. Dolayısıyla takım çalışması “gruba uyum” davranışının bir başka türüdür.

*Daha formel bir dille ifade edersek, takım çalışmasının yüzeysel dünyasında iktidar vardır fakat otorite yoktur.

*Dertten kurtulmanın yolu vazgeçmektir. Vazgeçmişlik ise nesnel gerçekliği bütün ağırlığıyla kabullenmek anlamına gelir.

*Kendisine ihtiyaç duyulmadığını hisseden kişi, doğal olarak çevresine tepkisiz hale gelir.