Tarihsel Kapitalizm

İlk Baskı Yılı: 
Kategori: 
Kitap Hakkındaki Düşüncelerim / Yorum: 

Altını Çizdiklerim;

*Dünya ekonomisinin bünyesine katılan her yeni bölgede, dünya sisteminin ücret düzeyi hiyerarşisinde en altta yer alan reel ücret düzeylerinin yerleştiği, tarihsel bir olgudur.

*Vergilendirme hiçbir biçimde tarihsel kapitalizmin buluşu değildir; daha önceki siyasal yapılar da devlet mekanizmaları için gelir kaynağı olarak vergilendirmeyi kullanmıştır.

*Devletlerarası sistemin kuralları kuşkusuz, rıza ya da fikir birliği yoluyla değil, güçlü devletlerin bu kısıtlamaları öncelikle daha zayıf devletlere, ikinci olarak da birbirlerine dayatma isteği ve yetisiyle uygulanmıştır.

*İktisadi ve siyasi olarak ezilenlerin kültürel bakımdan “aşağı” oldukları ileri sürülmüştür. İktisadi hiyerarşi içindeki yer herhangi bir nedenle değişirse, toplumsal hiyerarşideki yer de bunu izleme eğilimi göstermiştir.

*Tarihsel kapitalizmden önceki dünyaları güzellemeye çalışmıyorum. O dünyalar, az özgürlük, az eşitlik, az kardeşlik dünyalarıydı. Tek sorun, tarihsel kapitalizmin bu bakımlardan ilerlemeyi mi yoksa gerilemeyi mi temsil ettiğidir.

*Doğru olan temel imge bu değil, tarihsel kapitalizmi, eski sistemi dağılmakta olduğundan kendisi burjuvaziye dönüşen bir toprak sahibi soyluluğun yarattığı imgesidir. Soylular, dağılmayı belirsiz sonlara doğru yol almaya bırakmaktansa, doğrudan üreticileri sömürme yetilerini ayakta tutmak ve önemli ölçüde büyütmek amacıyla köklü yapısal cerrahi işine kendileri girişmiştir.

*On dördüncü yüzyılda Avrasya kara parçası Kara Ölüm diye adlandırılan veba belasına uğramıştı.

*Kapitalist dünya ekonomisinin optimal işleyişi, işgücü ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için insanların geniş bir yayılım içinde ve belirli coğrafi yerlerde sürekli göç etmeleri yoluyla iş görmeyi gerektirmiştir.

*Sınırsız sermaye birikimi, kapitalist uygarlığın var olma nedeni ve temel etkinliğidir.

*Karların maksimum düzeye çıkarılması, dolayısıyla birikim, üretimde göreli tekelleşmenin sağlanmasını zorunlu kılar. Tekelleşme derecesi ne kadar yüksekse, toplam üretim maliyetleri ile fiili satış fiyatları arasında geniş bir açıklık elde etme olanağı da o kadar artar. Bu nedenle tüm kapitalistler tekelleşme peşindedir.

*Üretim maliyetlerini düşürmenin bir yolu, girdi maliyetlerini azaltmaktadır. Ancak bu, bir üretici için karları artırırken bir diğerinin karını azaltabilir. Genel düzlemde ise pek az değişiklik yaratabilir. Üretim maliyetlerini düşürmenin daha  etkili bir yolu, daha fazla makineleşme, reel ücretleri azaltacak yasa/görenek değişiklikleri ya da üretimi emek maliyetlerinin daha düşük olduğu coğrafi bölgelere taşımak gibi yordamlarla emek maliyetlerini düşürmektir. Bu taktikler sonuç verir ve emek maliyetlerini gerçekten azaltır.

*Toplumsal huzursuzluk merkez bölgelerde bir kez daha olağan duruma gelecek.

 

kırk günlük yalıtım süresi; Karantina sözcüğü, “kırk” sayısının Latincesi olan quadraginta’dan geliyor.