
Altını Çizdiklerim;
*Liberalizm esasen, tedrici reformların dünya sisteminin içerdiği eşitsizlikleri ıslah edip keskin kutuplaşmaları azaltacağını vaat ediyordu. Modern dünya sistemi içinde bunun mümkün olduğu yanılsaması, devletleri halklarının gözünde meşrulaştırması ve onlara öngörülebilir bir gelecekte bir yeryüzü cenneti vaat etmesi bakımından aslında büyük bir istikrar unsuru olmuştu.
*İstisnasız bütün modern devletler devletlerarası sistemin çerçevesi içinde varolur ve bu sistemin kuralları ve siyaseti tarafından kısıtlanırlar.
*İstisnasız bütün modern devletlerdeki üretim faaliyetleri, kapitalist dünya ekonomisinin çerçevesi içinde varolur ve onun öncelikleri ve iktisat politikaları tarafından kısıtlanırlar.
*İstisnasız bütün modern devletlerdeki kültürel kimlikler bir jeokültür içinde varolur ve onun modelleri ve entelektüel hiyerarşileri tarafından kısıtlanırlar.
*Kapitalistler işçilerle ancak bir noktaya kadar savaşabilirler, çünkü bu noktadan sonra reel ücretlerin çok fazla azaltılması, kendi ürünlerine yönelik efektif dünya talebini azaltma tehdidini beraberinde getirir. Tekrar tekrar başvurulan çözüm, daha iyi ücret alan işçilerin piyasa arzını oluşturmasına izin vermek ve siyasi olarak zayıf ve birçok sebepten ötürü çok düşük ücretleri kabul etmeye hazır yeni insan tabakalarını dünya işgücü içine çekerek toplam üretim maliyetlerini azaltmak olmuştur.
*Kapitalistler 500 yıl boyunca bu tür insanları kırsal bölgelerde bulmuş ve onları kent proleterlerine dönüştürmüştür; ne var ki bu insanlar ancak bir süreliğine düşük maliyetli işçiler olarak kaldıkları için o süre sonunda emek arzına başka insanlarında dahil edilmesi gerekir. Dünyanın kırsallıktan çıkması bu temel süreci tehlikeye atmakta, dolayısıyla kapitalistlerin küresel kar düzeylerini muhafaza etme yeteneklerini de tehlikeye atmaktadır.
*Liberalizm muhafazarlığı dengelemek için ortaya çıktı; liberailizm savunucuları, muhafazakarlığın, meydan okumaya verilen katı ve kendi kuyusunu kazan bir tepki olduğunu düşünüyorlardı. Liberaller onun yerine, bu değerleri, meşruiyetlerini teoride kabul edip pratikte bunları gerçeekleştirme hızını yavaşlatarak kanalize etmenin zorunlu olduğunu savunuyorlardı. Bunu da bu değerleri rasyonel olarak hayata geçirmenin uzmanların aracılığını gerektirdiğinde ısrar ederek yapıyorlardı.
*Bir sistem, eğer asli toplumsal faaliyet dinamiği sonsuz sermaye birikimi ise, kapitalisttir. Buna bazen değer yasası adı verilir. Kuşkusuz herkes böyle sonsuz bir birikim faaliyetine girme güdüsüne sahip olacak diye bir mecburiyet yok, aslında bunu çok az kişi başarabiliyor.
*Sonsuz sermaye birikimi de her şeyin gittikçe daha fazla metalaşmasını gerektirir ve kapitalist bir dünya ekonomisi bu yönde sürekli bir eğilim göstermelidir.
*Eğer elinizde tutamayacaksanız sermaye biriktirmenin anlamı yoktur.
*Ama bir sınıf olarak kapitalistler makul vergilendirme dedikleri şeye hiçbir zaman karşı olmamışlardır. Onların bakış açısından, makul vergilendirme devletten hizmet satın almaktır. Bütün diğer alımlarda olduğu gibi kapitalistler olası en düşük fiyatları ödemeyi tercih ederler.
*Kapitalistlerin devletten almaya ihtiyaç duydukları hizmetler nelerdir? İhtiyaç duydukları birinci ve en önemli hizmet, serbest piyasaya karşı korunmaktır. Serbest piyasa, sermaye birikiminin ölümcül düşmanıdır.
*Liberal devlet derken kastettiğimiz şey, güç kullanma miktarının azalıp aldatma ve ödünlerin miktarının arttığı devlettir.
*Kapitalizm, asli hedefi olan sonsuz sermaye birkimini sürdürebilmek için genişlemek-toplam üretim bakımından genişlemek, coğrafi olarak genişlemek-zorunda olan bir sistemdir.
*Birçok insan hem daha fazla ağacın hem de kendileri için daha fazla maddi imkanın keyfini sürmek istiyor ve çoğu bu iki talebi kafalarında birbirlerinden ayrı yerlere yerleştiriyor.
*Kapitalizm sonsuz teknoloji ilerlemenin nimetlerini kendini haklı çıkarma araçlarından biri oarak kullanmıştır tabi ki.
*Bütün kurumları, sermaye birikimine öncelik veren herkesi orta vadede ödüllendirmeye ve başka öncelikleri hayata geçirmeye çalışan herkesi de orta vadede cezalandırmaya göre donatılmış bir sistemdir kapitalist sistem.
*Çoğumuz dışa doğru patlamaktansa içeride sığınacak oyuklar kazıp duruyoruz.
*Farkındalığın artmasının karar verme sürecini iyileştirmeye, yani daha rasyonel davranışlar sergilemeye yol açacağı yadsınamaz.