
Altını Çizdiklerim;
*Fransa ve İtalya’daki devrimci ayaklanmalar da dahil küresel başkaldırıyı ateşleyen Vietnam Savaşı kapitalizme meydan okuyordu. Azgelişmiş ülkelerde anti-emperyalist devrimler 1970’lerde doruk noktasına ulaştı.
*Feodal çağda, siyasi ve ekonomik yönetim iç içeydi.
*Chris Harman, bir sınıfın toplumsal kapasitesinin onu destekleyen üretici güçlere dayandığını savunur. Bu güçler, söz konusu sınıfın tasarrufundaki fiziksel, düşünsel ve siyasi kaynakları içerir. Bir sınıfın toplumsal üretim ilişkilerini değiştirme kapasitesi bu kaynakları seferber edebilmesine bağlıdır.
*İtalya’da ulusal devletin yokluğu sadece kapitalizmin ortaya çıkmasını 19. yüzyıla kadar imkansız kılmamış, yabancı güçlerin oyuncağı haline gelen parçalanmış bir İtalya’nın oluşmasını da beraberinde getirmiştir. 16. yüzyıl ve 17. yüzyıl başlarında İtalya yarımadasında tahakküm kuran İspanya’ydı.
*Kuzey İtalya, 1520’ler ve sonrasında Antwerp ve Kuzey Atlantik’in yükselişine kadar, doğuş halindeki Avrupa kapitalizmine egemen olmaya devam etti. Ancak 1470’ler ile 1520’ler arasında, kapitalizmin Avrupa’da gelecek vaadeden en ileri kutbu Almanya ya da o zamanki adıyla Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’ydu. Hala egemen durumdaki İtalya ile yükselen Hollanda arasında kalan coğrafi konumu, Almanya’nın dinamizmini açıklamakta yardımcıdır. Ama daha önemlisi, madencilik ve metalurji endüstrilerinin fevkalade gelişmiş olmasıdır.
*Siyasi birliğin yokluğunun yanı sıra, kapitalizmin İtalya ve Almanyadaki bir diğer büyük handikapı da tarım sektörünün başarısızlığıydı.
*Kapitalizm İtalya’da baş verdi ve Alpler üzerinden Almanya, Fransa ve Hollanda’ya yayıldı. İngiltere kapitalizmin erken ortaya çıkışında son ve en başarılı ara-duraktı. Kapitalizmin İngiltere’de başarıyla olgunlaşması, bu deneylerin mirasıdır.
*1648 Westphalia Antlaşması’nı dini savaşların bitiş ve modern devlet sisteminin kuruluş anı sayan uluslar arası ilişkiler disiplini mevcuttur.
*Sömürgecilik gökten zembille inmiyor, 15. yüzyılın sonunda ve 16. yüzyılın başında, Avrupa içinde hızla yükselen kapitalist pazarı doyurmak için giderek artan miktarda maden arayışından doğdu. Sonraki gelişme sürecinde, sömürgecilik Avrupa imalatı ürünler için pazar bulma ihtiyacı, yerleşimci-kolonilerin yaratılması ihtiyacını karşıladı.
*Sanayi Devrimi’nin yaşanması kapitalizmin küresel zaferine işaret ediyordu.
*Avrupa’dan Asya’ya çoktandır devam eden değerli maden akışı 18. yüzyılın ikinci yarısına kadar sürmüştü.
*Avrupamerkezcilik, kapitalist dünya pazarının yayılmasıyla el ele gelişti ve 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başları arasında, kapitalist emperyalizm ve sömürgecilik döneminde doruğuna ulaştı. Bu ideolojinin maddi temeli I. Dünya Savaşı ve 1930’lardaki Büyük Çöküş’le sarsıldı. II. Dünya Savaşı’nın, büyük sömürgeci devletler-ingiltere, fransa, hollanda ve belçika-şahsında yaşanan feci siyasal ve ekonomik sonuçlarından ötürü krize girdi. ABD, geri kalan yegane büyük kapitalist güç, 1945 sonrasında, hem emperyalizmi hem de ona eşlik eden Avrupamerkezci dünya görüşünü yeniden kurdu. Bunu dünya çapında yayılmış deniz ve hava üsleri ve kendi idaresindeki yeni uluslar arası mali kuruluşlarca desteklenmiş açık pazar politikasıyla gerçekleştirdi. Avrupamerkezci kültür hegemonyası, Amerikan tüketim ideolojileri ve savaş sonrası Amerikan toplumu modeliyle modernleşmenin müdahalesi sonucu güçlendirildi. 1949 yardım planları azgelişmiş ülkelerdeki eğitsel ve bilimsel kurumların ABD’dekilere eklemlenmesi yoluyla, modernleşme ideolojisinin bu ülkelere ihracını kolaylaştırdı.
*Batı’nın Asya’ya teknolojik bağımlılığının, 16. yüzyıl itibariyle sömürgecilik çağının başlaması sonucu birden bire kesilmediği, erken modern dönem boyunca devam ettiği ortadadır.
*Ortaçağ sonlarındaki kriz gibi, bugünkü gidişat da büyük çaplı işsizlik, artan güvensizlik, şiddet ve toplumsal marjinalleşmeyle kendini göstermektedir.
*Sermayenin varlığı, üzerinden geçindiği ve onsuz var olamayacağı değerin yaratımına bağlıdır.