
Altını Çizdiklerim;
*Coğrafi olarak merkezden uzak ülkelerin sömürgeciliğe daha az maruz kaldıkları çok açıktır.
*Sanayi Devrimi’nin tohumları, özellikle Portekiz ve İspanyolların gemicilikteki, İngilizlerin ve Hollandalıların da tarımsal alandaki ilerlemeleri Avrupa’nın dünyayı sömürgeleştirmeye başlamasından çok daha öncedir.
*Ekonomi dilinde söylendiği gibi, ilk gidenler “beyin”lerdir.
*Avrupa; Amerika’ya, Rus egemenliği altına giren Orta Asya’ya ve diğer sömürgelere nüfusunu yollayarak fazlalıklarından kurtulmuştu. 1821 ve 1924 yılları arasında, Almanların Rusya’ya ve Tuna ülkelerine; İtalyan ve İspanyolların Fransa ve Belçika’ya, İrlandalıların İngiltereye gittiği görülmüştür. Böylelikle Avrupa, içinde önemli göç dalgaları içeren daha geniş ve karmaşık göç hareketleri bağlamında, elli beş milyon Avrupalının kendisini terk edişine sahne olur.
*Gelir yaratmanın “enformel” mekanizmalarına, ithalatın aşırı, ihracatın düşük faturalandırılmasını eklemek gerekir.
*Karşılıklı tartışmalarında Weber ve Marx, özellikle kapitalizmin gelişmesinde protestanlığın rolü üzerinde, dini değerleri ve bunların ekonomik kalkınmadaki rolüyle ilgili görüşleri tartışmalarına katarak her şeyi anlaşılmaz hale getirir.