İlişkilerin Günlük Hayatı

İlk Baskı Yılı: 
Kategori: 
Kitap Hakkındaki Düşüncelerim / Yorum: 

Altını Çizdiklerim;

*Utanma ve suçluluk hissetme yetisinin olduğu yerde narsizm yoktur. Narsist birey utanmayı ve suçlu hissetmeyi bilmez.

*Yönlendiren, sınırlandıran ama bir yandan da cesaretlendiren babanın var olmaması, bireyin kendine özel ahlakının oluşmasını sağlayacak olan baba otoritesinin yokluğu bireyin kendisi için doğru olan kararları alırken zorlanmasına, hatta karar almayıp sürünün bir parçası olmaya yönelmesine neden oldu.

*Çocuklar kendi sınırlarını genişletirken başkalarının sınırlarının da olduğunu öğrenmekte, farkına varmakta güçlük çekiyor. Narsist bir kuşak böyle yetişiyor diyebiliriz.

*İnsan kendini “var olduğu”yla değil, “sahip olduğu”yla tanımladığı bir çağda yaşıyoruz. Sahip olmayan, ama ruhu ve bedeniyle var olan insan, kendini değerli ve olduğu gibi kabul edilebilir hissetmiyor.

*İnsan savaşçı ve yarışmacı olmaktan çok, karşılıklı anlayışlılık ve olumlu insan ilişkileri kurma temel motivasyonuna sahip bir canlıdır.

*Gerçek aşk, ötekiyle ilgilenebilme, şefkat gösterebilme, dinleyebilme, teşekkür edebilme ve uzlaşabilme becerisi ister. Yani narsislerin yapamadıklarını.

*Hiç kimse özel değildir hayatın gözünde. Hayat biz olmadan da akıp gitmeye devam eder.

*Toplumsal değişimlerin narsizme zemin hazırladığını da göz önünde bulundurmak gerekir. Bütün çocuklar prens/prenses olarak yetiştiriliyor.

*Özgür irademizle vermediğimiz, kendi etik değerlerimizden bizi uzaklaştıran her türlü karar bizi onurdan da uzaklaştırır.

*Sorun galiba değiştirebileceğimiz ve değiştiremeyeceğimiz şeyler arasında ayırımı yapabilmekten geçiyor.

*Modern kapitalist dünya erkek çocukların rekabetçi ve agresif davranış biçimlerini davranış bozukluğu olarak etiketlemeyi düzenin devamı için daha uygun buluyor.

*Cinsellik de müzik gibidir. Asansörde, restoranda, işyerinde, arabada devamlı müzik terörüne maruz kalırsak, eve döndüğümüzde müzik setinden uzak dururuz.

*Aşırı endişe, kaygı ve stres içindeyken hepimiz daha pasif bir yaşam biçimini benimseyebiliyoruz.

*Küçük bir çocuk gibidir. Bütün oyuncakların onun olmasını ister. Oysa büyümek bazı oyuncaklardan vazgeçmek, vazgeçebilmek anlamına gelir.

*Bizi dış dünyanın narsistik yaralanmalarından mutlak olarak koruyacak olan bu çünkü. En temel ihtiyacımız, nasılsak öyle sevilmek ve sevildiğimizi bilmek.