
*Size izafiyetin bu görsel gösterimini sunmak istiyorum. Gördüğünüz gibi, ortadaki daire aynı büyüklükte gibi durmuyor. Daha büyük dairelerin içine yerleştiridğinde küçülüyor. Daha küçük dairelerin içine konulduğunda büyüyor. Kuşkusuz, her iki durumda da ortadaki dairenin büyüklüğü aynı, ama görünüşe bakılırsa neyin yanına koyduğumuza bağlı olarak değişim geçiriyor.
*Bu sadece bir ilginçlik olabilir ama aynı zamanda zihnimizin donanımını yansıtmaktadır: çevremizdeki şeyleri hep diğerleriyle ilişki içinde değerlendiririz. Elimizde değil. Bu sadece somut şeyler için değil – tost makineleri, bisikletler, köpek yavruları, restoran ara sıcakları ve eşler-tatiller ve eğitim tercihleri gibi deneyimler, duygular, tutumlar ve görüşler gibi kısa süreli şeyler için de geçerlidir.
*Daima mesleklerle meslekleri, tatillerle tatilleri, sevgililerle sevgilileri ve şaraplarla şarapları karşılaştırırız.
*İzafiyet, hayatımızdaki kararları vermede bize yardımcı olur. Ama aynı zamanda bizi büsütün bedbaht da edebilir. Neden? Çünkü yazgımızı başkalarıyla karşılaştırmaktan kıskançlık ve çekememezlik doğar.
*Bu hepimizin alabileceği bir ders: ne kadar çok şeyimiz olursa, o kadar çok şey isteriz. Ve tek çare, izafiyet döngüsünü kırmaktır.
*Ya da bir keresinde Mark Twain’in Tom Sawyer için dediği gibi, “Tom insan davranışının önemli bir kuralını keşfetmişti, şöyle ki, birinin bir şeyi çok istemesini sağlamak için tek yapılması gereken o şeyin elde edilmesini zorlaştırmaktır.”
*Modern bir demokraside insanların sadece fırsat eksikliği tarafından değil, aynı zamanda fırsatların baş döndürücü bolluğu tarafından da kuşatıldığını unutmamak gerekir.
*Hiç kimse birinci sınıf bir müzisyenin teknik yönden göz kamaştıran parçaları bir metro durağında çalıyor olabileceğini ummamıştı. Dolayısıyla, büyük çoğunluğu, parçaların birine olsun kulak vermemişti.
*Neden fiziksel sınırarımızı kabul etmeye kolayca razı oluyor, ama bilişsel sınırlarımızı dikkate almayı istemiyoruz? Bir kere, fiziksel sınırlarımız her zaman gözümüzün önünde dururlarken bilişsel sınrlarımız o kadar aşikar değildir.