
Altını Çizdiklerim;
*Rasyonel seçim teorisi, insanların eylemde bulunmadan önce düşündüğünü ve her zaman her durumda azami kazanç ve asgari maliyet arayışında olduğunu varsayar.
*İnsanlara her unsuru istedikleri gibi şekillendirerek yaşamlarını bir sanat eserine çevirebilecek konumdalarmış gibi muamele ediliyor.
*Fransız filozof Louis Althusser’e göre, “sanayi sonrası kapitalizmin seçim ideolojisini desteklemesi bir tesadüf değil, tahakkümünü sürdürmesini sağlayan şeydir.”
*Rasyonel seçimi göklere çıkarmaktansa, seçimlerin çoğu zaman nasıl bilinçdışı bir düzeyde yapıldığına ve toplumun geneli tarafından nasıl etkilendiğine bakmamız gerekiyor.
*Bir ekonomik kriz insanları tasarrufa zorladığında, aynı zamanda arzularını gözden geçirmeye mecbur bırakır. Tasarruf yapmak arzuyu feda etmektir-ya da en azından ertelemektir.
*Bireysel seçimlerimizi takıntı haline getirirken, bu seçimlerin hiç de bireysel olmadığını, aslında içinde yaşadığımız toplumdan fazlasıyla etkilendiğini görebiliriz çoğu zaman.
*Kitleler sahiden mutlu olduğunda, kapitalizm temellerinden sarsılır. Sanayiler domino taşları gibi devrilmeye başlar.
*Aydınlanma projesi seçim fikrini öne çıkarmış, bunun sonucunda da zihin ile beden, seven ile sevilen, çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkiye ve siyasal özgürlüğe dair modern kavrayışlarımızın doğmasına yol açmıştır.
*Kalvinist bir çizgi tutturan Hıristiyan kişisel gelişim kitapları, okurlarını hayatta paylarına düşenle uzlaştırmaya çalışmıştır.
*Tezcanlı sermayenin hakim olduğu zamanlarda yaşıyoruz. Çabuk kazanç yönünde daimi bir arzu var.
*Sevişmenin nasıl olması, nasıl hissettirmesi gerektiği üzerine medyada yer alan hakim fikirlerle kıyaslanınca kendi cinsel hayatımız düpedüz sıradan görünüyor.
*Yaşam koçluğu ideolojisi, varoluşsal kriz ve kaygının sadece irade eksikliği ve güven krizi anlamına geldiği konusunda ısrarcıdır.
*Düz anlamı “rüzgar ve su” olan Feng Şui, bireyi yaşadığı ortamla uyumlu hale getirmeyi amaçlayan, iç tasarıma ilişkin kadim bir Çin sanatıdır.
*Seçim ideolojisi, olasılıkların çokluğu fikrine bel bağladığı için özgürleştirici görünür. Seçeneklerin çoğalmasıyla eski sınırlamalar ortadan kalkmışsa da, onların yerini egemen kendi kendine koyulan yeni yasaklar almıştır. Mesela cinsellik devriminin ardından, yeni iffetlilik hareketleri ve beraberinde kadınlara cinsellik konusunda kendilerini daha ulaşılamaz kılıp erkeklerin arzularını arttırmalarını salık veren flört kuralları ortaya çıkmaya başlamıştı.
*İngiliz psikanalist Darian Leader, alışverişe çıkan kadınların genellikle başka hiçbir kadında olmayan bir elbise istediği, erkeklerinse genellikle bunun tam tersini yapıp herkesle aynı kıyafetleri almaya çalıştğı gözleminde bulunuyor.
*Spor ve eğlence pazarlamacılığı herkesin yıldız olmaya çalışması, toplumsal sınırların üstüne çıkması gerektiği fikrini pompalayıp duruyor.
*Asıl sorun, hala başkaları tarafından sevilmeyi umuyor olsakda, kendini sevmeyi bu kadar öne çıkaran bir kültür içinde başka birini sevmenin gittikçe güçleşmesidir belki de.
*Gelişigüzel görüşmeler Amerikalıların ve İngilizlerin hayatında önemli bir rol oynamaya başladı.
*Keyif artık bir eş veya dost aramakla, seçilen nesneyle yakınlaşmak veya onu anlamaya çalışmak ya da onun çoğu zaman sarsıcı ötekiliğine nüfuz etmekle ilgili değil. Takılma, sonra bir köşeye atma ve yeni bir nesne arama sürecinden alınan tatminle ilgili. Bu bağlantısızlık ilişkilerde yeni moda.
*İnternet flörtünün tanımlayıcı özelliği olan seçenek bolluğu ve değiştokuş edilebilirlik, sanayi sonrası kapitalizm içindeki tüm pazarlara hakim olan ilkeyi yansıtıyor.
*Psikanaliz insan arzularını incelerken, arzuyu daima yasakla ilişkilendirmiştir.
*Bunaltıcı bir keyif alma baskısı var.
*Rasyonel seçimde olsun bilinçdışı seçimde olsun, seçim yaptığımızda daima kaybettiğimiz bir şey vardır. Bağlanma korkusu teşhisi konulan kişiler çoğunlukla, seçim yaparak vazgeçmek zorunda kalacakları bir seçeneği bırakmaktan korkarlar, o kadar.
*Günümüzün seçebilen insanı için kaygı doğuran şey olasılıkların çokluğundan ibaret değildir; kaybetme korkusu da vardır. Bir risk alırken, kazanabileceklerimizden ziyade kaybedeceklerimize ağırlık verme eğilimi gösteririz.
*Geç kapitalizmin ideolojisi ebedi şimdiyi öne çıkarıyor, dolayısıyla yaşlanma ve ölümle kolay kolay baş edemiyor.
*Kapitalist ideoloji başından beri, herkesin refaha kavuşabileceği ve yoksul kalanların sadece yeterince sıkı çalışmadığı fikrine yaslanıyor.
*Bir insanın seçim yapma becerisine sahip olması değişim olanağı doğurur.
*Toplumsal adaletsizliğe karşı mücadelenin yerini, yoksulluktan duyulan utanç ve ekonomik başarı merdiveninde daha yukarı çıkamamaktan duyulan suçluluk duygusu aldı.
*Seçim ideolojisi, anı yaşamayı ve her şeyi olduğu gibi kabullenmeyi savunan New Age ideolojisiyle el ele gidiyor haliyle.
*Belli bir toplumda belli bir zamanda yüceltilen her fikre sakınımla yaklaşmak şarttır.
*Liberal demokratik kapitalizm seçim fikrini yüceltiyor, ama sunulan şeyin temelde tüketimci bir seçim modeli olması şartıyla.
tilaka; hintli kadınların evli olduğunu belirten alındaki kırmızı nokta.