
Altını Çizdiklerim;
*Kendime dönmek, “bana benden yakın” olan Tanrıyla buluşmak demektir.
*Kendime ait olmadığıma, başkalarına dağılmış durumda bulunduğuma, başkasının benimle ilgili söylediği ve düşündüğü şeylerin toplamından oluştuğuma göre hep kendimi toparlamak ve yeniden birleştirmek zorundayım.
*Çağdaş bireyi bekleyen asıl ceza, hapsedilmek veya baskıya uğramaktan çok umursanmamaktır.
*Mutlu olmak için başkasına gerek duymamak amacıyla, kendimi yeterince sevmeliyim.
*Yaşamın her zaman vaat yapısı vardır.
*Tüketici olmak, vitrinlerde ve dükkanlarda her zaman alıp götürebileceğinden çok daha fazlasının olacağını bilmektir.
*Bir malın değer yitirmesi çabuk ve genel olmak zorundadır, bizim zenginlğimiz koruyup saklamaya değil, savurganlığa dayalıdır.
*Biz kendimiz değişmeyelim diye bütün bir dünya değişiyor.
*Krediyle birlikte başlardaki aşırı ilkeci ahlak tersine çevrilerek, bir şey beklemeden, zaman geçirmeden sahip olmaya özendirmenin onay görür ve hatta salık verilir bir durum olduğu militan hazcılığa dönüştü.
*Kredi, yaşamda bekleme, olgunlaşma, ölçülülük içeren her şeyi yok ederek yüzyılın bu ikinci yarısının tüm kuşaklarını dehşetli sabırsız kıldı.
*Yongalı kart ise, paranın maddiliğini ortadan kaldırarak aldığının bedavaya olduğu yanılsamasını veriyor insana.
*Geleceğin ipotek edilmesi, elde etmeye can attığımız nesneye hemen sahip olmanın allak bullak edici mutluluğu yanında pek az şeydir.
*Eskiden insanlar yorucu bir işten sonra eğlenerek dinlenmek isterlerdi, şimdiyse ne yapacaklarını, nasıl geçireceklerini bilmedikleri bir boş zamanın can sıkıntısından kaçmak istiyorlar.
*Birey ortak yarar uğruna kendi kişisel görüşünü askıya almayı, herkesin eşit olarak konuştuğu ve birlikte hareket ettiği kamusal alana girmeyi kabul ettiği anda yurttaşlık söz konusudur. Maddi gereksinmeden kurtulma, özgürlüğün koşullarından biridir yalnızca, onun eşanlamlısı değildir.
*Tüketiciyi koruyan dernek ve dergilerin sıradan gazete ve magazinlerin ortak bir noktaları var: Bizi nesnelerden kurtarmak yerine, onların nitelik ve kusurlarıyla uğraştırıyorlar.
*Mutluluğun yalnızca bir tek tanımınI biliyoruz artık, o da kişisel rahatlıktır.
*Çağımız araştırma ve bilgiye saygı duymayı bıraktı.
*Çağdaş birey olası tüm rolleri içinde yalnızca birine sahip çıkmak eğilimindedir: Mızmız, dırdırcı, başından bela eksik olmayan bebek rolüdür bu.
*Bir kişiliğin gücü, uğrayıp ta yıkılmadan katlanabildiği alayların, hakaretlerin sayısıyla ölçülür.
*Tehlike ne denli azsa çağdaş insan o denli çok tehlikede görüyor kendini.
*Ötekine karşı yapılan suçlama, ona yapılması tasarlanan kötülüğün iletim aracıdır: Onun etnik temizlik yapacağından kuşkulanmak, ona yapılmak istenen şeyi itiraf etmek ve öne almaktır yalnızca.