Kur'an Kıssalarına Psikolojik Yaklaşım

İlk Baskı Yılı: 
Kategori: 
Kitap Hakkındaki Düşüncelerim / Yorum: 

Altını Çizdiklerim;

*Ashab-ı Kehf kıssasında birçok kez tekrarlanan "kehf" kelimesi, mağara, dağda oyulmuş ev anlamlarına gelir. Bu kelime kişiye bağlı sıfat olarak kullanıldığın da 'sığınılacak kimse' anlamında kullanılır.  Arap dünyasında "Kehfe" kelimesi kadın ismi olarak kullanılmıştır.

*Kur'an, Hz. Adem'in iki oğlu ve Hz. Yusuf ile kardeşleri arasında geçen kıskançlık ve saldırganlığa dayalı ilişkileri konu edinmiştir. Yusuf'u kıskanan kardeşleri, aynen Kabil gibi öldürmeyi düşünmüşlerdi. Kabil kardeşi Habil'i öldürmüş. Hz. Yusuf'un kardeşleri ise onu babasından ve evinden uzaklaştırmakla yetinmişlerdir.

*Evrensel efsanelerde su yeniden doğuşun simgesi olarak kabul edilir.

*“Mağaralarında üçyüz yıl kaldılar, dokuz da ilave ettiler” (Kehf,18/25) Ayette Ashab-ı Kehf’in mağarada üç yüz yıla dokuz ilavesiyle üç yüz dokuz yıl kaldıkları anlatılmıştır. Güneş takvimini kullanan Kitap Ehli, Ashab-ı Kehf’in mağarada üç yüz yıl uyuduğunu ileri sürmüştür. Üç yüz güneş yılı, Arapların kullandığı ay takviminda üç yüz yıl dokuz ay’a karşılık gelir.

*Kur’an’da Ashab-ı Kehf kıssasında birçok kez tekrarlanan “kehf” kelimesi, normalindan daha geniş olan mağaraya verilen isimdir. Mağaranın küçük olanına Arapçada “ğar” adı verilir. Kehf, aynı zamanda dağda oyulmuş ev anlamındadır. “Felanun kehfun”, falan kimse sığınılacak kişidir.

*Jung, Kehf süresinde yer alan üç kıssayı –Ashab-ı Keyf, Hızır, Zülkarneyn kıssaları- birbirini tamamlayan, destekleyen veriler olarak değerlendirip yorumlamıştır.

*Kıskanç kimse hiçbir zaman istediklerini elde edemez. Her zaman kaybeder ve yoksunluk duygusu içinde yaşar. Kur’an bu duruma Kabil’in ruh halini örnek verir.

*Kur’an’da kardeş kıskançlığına iki yerde değinilir. Her ikisinde de kıssa yoluyla anlatım tercih edilir.

*Babası Hz. Yakup, rüyayı kardeşlerine anlatmaması için Yusuf’a tembihte bulunuyordu. Ayetlerde insanın başkalarının kıskançlığına yol açacak özelliklerini gizlemesinin doğru olacağına işaret vardır.

*Kabil kurbanının kabul edilmemesine kızmış ve içinde haset duygusu depreşmeye başlamıştır.

*Kur’an, Kabil ile Habil arasındaki kıskançlık olayını, onların Allah’a kurban sunmalarıyla birlikte ortaya çıkan gelişmelerle birlikte anlatmaya başlar.

*Kabil ile Habil arasındaki kıskançlık duygusundan kaynaklanan kardeş öldürme olayına dayanarak kardeş kıskançlığına “Kain komleksi” (Kabil karmaşası) denilmiştir.

*Kur’an, Musa kıssasında anneyle bebek arasındaki sevgiye ve güvene dayalı ilişkinin kişilik gelişiminde büyük bir öneme sahip bulunduğunu vurgular.

*Mısır mitolojilerinde yılanın kutsallığı, ölmezliği, şiddet ve güç sahibi olduğu kabul edilmiştir.

*Hz. Musa’ya verilen asanın mucizevi bir şekilde yılana ve ejderhaya dönüşmesinin, yılanla ilgili eski Mısır inançlarıyla ilişkisi olması muhtemeldir.

*Jung’a göre, bir kollektif bilinçaltı vardır ve kalıtımsal bir mahiyet taşır. Arketipler bilinçaltında bulunur. Bunlar her insanda yer alan eski hayallerdir. Bu eski hayaller yani arketipler, insan deneyiminin en derin yerlerinden gelen sembollerdir.

*İlk çağlarda başlayan büyü, M.Ö. 3000 yılında, Mısır’da altın çağını yaşamıştır. Büyücülük eski Mısır’ın dini hayatında önemli bir yer işgal etmiştir. Mısır büyücülüğünün amacı insana olumlu ve olumsuz güçlerle başa çıkabilme yeteneği kazandırmaktı. Mısır büyücülüğünde tılsımlar sadece büyücüler tarafından değil, halk tarafından da kullanılmıştır. Büyücüler saraylarda firavunlara danışmanlık yapmışlardır.

*Allah’ın onlar için takdir ettiği son, çok ironik bir mahiyette tezahür etmiştir. Sudan kurtardıkları bir çocuk onların suda boğulmasına aracı olmuştur.

*Başarısızlıktan korkan kimseleri eğitmek için, onlara diğer kimselerden daha iyi yaptıkları şeyleri ortaya koymalarını önermek yararlı olur. Böylece kendi gücüne ve üstünlüğüne inandırılan bireyin korkuları azalır.

*Tevekkül kelimesi, genel anlamda acizliğin/güçsüzlüğün ortaya konmasını ve birisine güvenmeyi dile getirir. Özel olarak ise her konuda Allah’a güvenmeyi ifade eder.

*Güdümlü psikoterapide terapist sık olarak ikna edici ve emredici taktikler kullanır. Terapist, danışanın üzerinde kurmuş olduğu otoritesini kullanarak, danışanına, yaşamakta olduğu huzursuzlukların geçici olduğunu açıklar, onu bunlar üzerinde durmaması gerektiğine ikna eder.

*Öğrenme kuramını esas alan terapötik yöntemlerden birisi, örnek göstererek gerçekleştirilen tedavidir. İnsan öğrenmelerinin bir kısmı başkalarını gözleyip sonra da onları taklit etme yoluyla gerçekleşir.

*Psikodrama, bireyin kendinde var olduğu düşünülen bozuklukla ilgili bir konuyu, tiyatro tarzında sahnede canlandırarak, komplekslerinden kurtulma tekniğidir.

*Bireyin okuma yoluyla kendi sorunlarını görmeye, anlamaya, deşarj olmaya ve çözüm için çareler aramaya başlamasını sağlamak gayesiyle, ruhsal konularda kaleme alınan kitaplardan, roman, öykü, masal gibi edebi eserlerden, meşhurların hayat hikayelerinden yararlanma yöntemine bibliyoterapi (kitapla sağaltım) adı verilir.

*Psikolojik yöntemlerle yapılan ruhsal tedavilere psikoterapi denir. Psikoterapi, fiziksel veya biyolojik anlamdan çok, psikolojik anlamda bir tedavi türüdür.