İmaj

Yazar: 
İlk Baskı Yılı: 
Kategori: 
Kitap Hakkındaki Düşüncelerim / Yorum: 

Altını Çizdiklerim;

*Seyirlik bir olay olarak sunulan Bhopal geride ruhsal olarak uyuşmuş bir izleyici kitlesi bıraktı. Televizyon elektronik bir köy yaratmış olabilir ama hiç kimse komşusunun yardımına koşmadı. Körfez Savaşı’nda ise ekranın doğası ve izleyicilerin uyuşuk durumlarıyla ilgili epeyce şey öğrenmemiz gerekti. Sonra Bosna’yı da gördük… Günümüzün imaj kültürü soyut bir alanda (hayal edilen katıksız bilimsel ve teknolojik mantık alanında) değil, gerçek dünyanın düzensizliği içinde yayılmakta.

*On dokuncu yüzyılın ortalarındaki panorama çınlınlığı da yine, ikameci bir ortamın içine dalma arzusundan kaynaklanıyordu. İnsanlar panorama manzaralarını “kişisel ve toplumsal fantazya araçları olarak, kendi yaşamlarının mekansal, zamansal ve toplumsal sınırlarından kaçma biçimi olarak kullanıyorlardı.”

*Dünyayla fiziksel ilişki kurmanın önemini kavramaktan, anlamaktan uzaklaştıkça kendimizi insansızlaştırma, insanlıktan uzaklaşma noktasına geliriz.

*Geçmişte teknolojilerin bir yabancılık duygusu yaratmasına karşın bu yeni teknolojiler dünyevi var olma biçimimizi “yeniden cazip hale getirmek” vaadiyle yola çıkıyorlar.

*Yenilikler vardır ama doğrusunu söylemek gerekirse yeni olan hiçbir şey yoktur.

*Narcissus:  Yunan mitolojisinde sudaki kendi yansımasına aşık olan güzel genç.

*Narsisizm, organizmanın kendi çevresiyle ilişkisinde kapalı bir birim kurduğu bir durumdur.

*Hikayenin önemli noktası, Narcissus’un kendi kendine aşık olması değil, kendi yansımasını kavrayamadığı için kendisi ile çevresi arasındaki farklılığı kavramaktan yoksun olmasıdır.

*Teknolojik üstünlük ve kültürel hakimiyetin karşılıklı olduğu yolundaki varsayım, yeni imaj teknolojileri üzerine geliştirilen söylemlerde çok açık bir şekilde görülmektedir.

*Arap dünyasında kadınlar cezalandırıldıkları ve utandıkları için değil, çöldeki bir bitki gibi yaşamı ürettikleri için korunmaları gerektiği düşünülerek peçe takarlar. Evler içedönüktür, evlerin yaşam alanları gizlidir. Gerçek hazineler gizlenmiştir.

*Sibernot:  Siber ve Astronot sözcüklerinden yararlanarak üretilmiş, siber ortam gezgini anlamında bir sözcük.

*Akıl insan denen hayvana verilmiş bir Tanrı vergisi veya sıfat değildir. Peşinden koşmamızı, elde etmek için uğraşmamızı gerektiren bir şeydir. Üstelik, yalnızca akıllı ve rasyonel olmakla da insan olduğumuzu düşünemeyiz. Bizi insan yapan, tam olarak insan yapan şey, varlığımızın merkezindeki itkilerimizin, korkularımızın ve arzularımızın oluşturduğu akımdır. Bizi hem insan hem uygar yapan şey, bu akımı (akıl gücümüzün yardımıyla) ahlaki, yaratıcı, hayal gücüyle dolu hedeflere varmak üzere dönüştürme çabasıdır.

*Ütopya hiçbir yerdir (outopia) ama aynı zamanda da iyi bir yerdir (eutopia).

*Narsisizmin “gerçeklikten uzaklaşıp, hiçbir sınırın olmadığı bir fantazya dünyasına çekilmeyi” temsil ettiği söylenebilir.

*Acı, ölüm, gerçeklik, bunların hepsi doğal olmayan şeylerdir. Bunlara oldukları gibi katlanamayız. Gereğinden fazla şey biliyoruz. Bu yüzden de bastırmaya, uzlaşmaya ve saptırmaya sığınıyoruz. Evrende ancak bu şekilde yaşayabiliyoruz. Türlerin doğal lisanı budur.

*Lieven de Cauter araba, uçak, yarış tekneleri, video ve bilgisayar oyunları gibi makinelerin kullanılarak hız, yükseklik, baş dönmesi gibi deneyimlerin yaşanmasını “sinerjetik zevk” olarak tanımlar. Bu durumların hepsinde dondurma yoluyla değil, duyuların kabarıp taşması yoluyla organizmanın anestesi edilmesi söz konusudur.

*Sanal gerçekliğin çekiciliği, eğlence ve gerilimi, rahatlık ve güvenlik içinde çok güzel bir araya getirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu zevk, tüketimle ortak yüzeyde olmanın, tüketimle karşılıklı etkileşim içinde olmanın zevkidir. Sınırsız tüketimin zevkidir.

*Kuramsal yapılar aslında anlayışımızı kısıtlamamıza, sınırlamamıza yol açabilir. Halihazırda bilinen şeyleri onaylamaktan ve desteklemekten öteye gitmemizi engelleyebilir. Başka anlama ve öğrenme yollarını geçersiz, değersiz kılmaya neden olabilir.

*İmajlar yoluyla duyguların ifade edilebilmesinin çapı, sözcüklerin ifade olanakları kadar geniştir. İmajlarla pişmanlık duyar, umut eder, korkar ve severiz.