
Altını Çizdiklerim;
*Vedanızı çarçabuk icra ediniz. Uzun uzadıya diskurlara hacet yoktur.
*Avrupa’nın diğer payitahtlarında “katedral” denilan baş kiliseye burada “dome” denilir.
*Su hayvanlarının dışındakileri de ihtiva edenlerine “vivaryum” namını verirler ki mahlukatın canlı olarak mahall-i muhafazası gibi bir manaya gelir.
*Mısır müzesi beş salona bölünmüş olup birinci salonda mevta sandukaları ve mumyalar görülüp duvarlarına da Eski Mısır putları resmedilmiş olduğundan burası bir mabed-i kadim suretini almıştır.
*Meğer burada şaraptan başka bir şey içilmeyen lokantalara “restaurant” denilip bira içilebilen lokantalara dahi “restauration” deniliyor imiş. Bizim gibi bu iki namın hükümlerindeki farka vakıf olamayanlar şarap içmeye de alışkın değil iseler, içmeyi göze almadan, bir nevi suya şeker katarak içmeye mecbur olurlar.
*Zaten emsalini başka payitahtlarda gördüğüm işbu hayvanat bahçelerini hayvanatın tabiatlarını tetkik için ya haftalarca müddet uzun uzadıya ve mükerreren ziyaret ve temaşa etmeli veyahut bugün benim de yapmaya mecbur olduğum vechle şöylece bir suret-i umumiyesini görerek geçip gitmelidir.
*1885 tarihindeki tahrir-i nüfusta miktar-ı ahalinin 1.118.634 olduğu görülmüştür.
*Bundan evvel Göteborg’da refakatçimizin yaşça kendimize eş bir doktor olmasına mukabil burada ihtiyar profesör ile oda arkadaşlığı etmek pek de tamamıyla hoşa gidebilecek ahvalden değil idiyse de, vuku bulmuş olan zarurete katlanmak mecburiyetinde bulunduk.