
Altını Çizdiklerim;
*İnsan zihni görmeyi beklemediği şeyleri görmekte kötüyken, görmeyi beklediği şeyleri görmek için biraz fazla isteliydi.
*Belki de zihnin en iyi oyunu, doğası gereği sahibini belirsiz şeyler hakkında kesinlik hissine yönlendirmekti.
*Amerikalılar yarının bugünden daha iyi olacağına inanırken, İsraillilerin yarının daha kötü olacağından emin olduğuna rastlamak çok normaldi.
*İnsanların hafif bir utançtan kaçınmak için çok büyük bir bedel ödediğini düşünüyordu.
*Zihin-beden sorunu iyi bir örnekti. Çeşitli zihinsel olaylarımız [neye inandığınız ve ne düşündüğünüz] fiziksel durumlarımızı nasıl etkiliyor?
*Yaptığımız büyük seçimler pratikte rastgele oluyor. Küçük seçeneklerimiz muhtemelen bize kim olduğumuz hakkında daha fazla şey söyler.
*Psikolojide, insanların benzerlik hakkında nasıl yargılarda bulunduğuna dair hüküm süren teorilerin hepsinin tek bir ortak noktası vardı: Hepsi fiziksel mesafeye dayanıyordu. İki şeyi karşılaştırdığınızda, birbirlerine ne kadar yakından benzediklerini sorarsınız. İki nesne, iki insan, iki fikir, iki duygu.
*“Benzerlik ortak özelliklerin eklenmesiyle ve/veya ayırt edici özelliklerin silinmesiyle artar.”
*USA: Yeryüzündeki en materyalist kültür.
*Zihnin bir yanılsaması, öğretmenleri ve muhtemelen pek çok kişiyi, zevk veren sözlerinin acı veren sözlerinden daha az etkili olduğunu düşünmeleri için kandırıyordu.
*Kokteyl partisi etkisi, insanların duymak istedikleri sesleri duyabilmek için çok fazla gürültüyü filtreleme yeteneğiydi; bir kokteyl partisinde birini dinlediklerinde yaptıkları gibi.
*Harvardlı psikolog George Miller tarafından yazılan ve insanların kısa süreli hafızalarında az çok yedi öğe tutma yeteneğine sahip olduğunu gösteren bir makaleydi. Daha fazla öğe tutmalarını sağlamak için yapılan her girişim beyhudeydi. Miller şakayla karışık, yedi ölümcül günahın, yedi denizin, haftanın yedi gününün, yedi ana rengin, dünyanın yedi harikasının ve diğer birkaç ünlü yedinin kökenlerinin bu zihinsel gerçekte yattığını öne sürdü.
*Gestalt psikologları, tüm kariyerlerini optik illüzyonlarla insanları kandırmak üzerine kurmuştu.
*İnsan gözü, çölde şekilleri ve mesafeleri değerlendirmekte zorlanırdı.
*Ani bir fırtına çölün peyzajını büyük ölçüde değiştirebilir; vadi bir gün burada olur, ertesi gün oraya giderdi.
*İnsanlar bir şeyin çok küçük bir kısmını bile bütünün aynısı olarak algılama yanılgısına kapılıyordu.
*“Aklınıza anında gelen ve her şeyi aynı anda güzel bir şekilde açıklayan basit bir teşhis olduğunda çok dikkatli olmalısınız. İşte o zaman durup düşüncelerinizi kontrol etmeniz gerekir.”
*İnsanlar tatillerinin çoğunda sefil bir zaman geçirir ve sonra evlerine dönüp tatillerini sevgiyle hatırlarlardı; insanlar harika bir romantik ilişki yaşarlar, ancak kötü bittiği için onu tatsız hatırlarlardı. Sadece sabit mutluluk veya mutsuzluk seviyeleri yaşamazlardı. Bir şey yaşarlar ve başka bir şey hatırlarlardı.
*“Son izlenimlar kalıcı izlenimler olabilir.”
*“İstihbarat raporları düzyazı şeklindedir. Ve düzyazılar, anlamayı istediğiniz her şekilde anlaşılabilme özelliğine sahiptir.”
*Bir kararı sonuçlarına göre ya da doğru veya yanlış olduğunun ortaya çıkmasına göre değil, bu karara yol açan süreçle değerlendirmeyi öğreneceklerdi.
*“Hiç kimse bir sayıya göre karar vermiyordu. Onların bir hikayeye ihtiyacı vardı.”
*Her yargının arkasından bir karar gelmez, ancak her karar biraz yargı içerir.
*Herhangi bir kararın anlaşılması sadece kararın finansal sonuçlarını değil, duygusal sonuçlarını da hesaba katmak zorundaydı.
*Karar verdiklerinde, insanlar faydayı en üst düzeye çıkarmaya çalışmıyorlardı. Pişmanlığı en aza indirmeye çalışıyorlardı.
*Bronz madalya kazananların gümüş madalya kazananlardan daha mutlu olduğuna karar verdiler. Yazarlar, gümüş madalya kazananların altın kazanamamanın üzüntüsüyle başa çıkarken, bronz madalya kazananların ise podyuma çıktıkları için mutlu olduklarını öne sürdüler.
*“Birinin yapmamış olduğu eylemlerin sonuçları hakkında kesin bilginin bulunmaması, muhtemelen hayattaki pişmanlığı tolere edilebilir sınırlar içinde tutan en önemli faktördür.”
*Psikolojiyi felsefeden, fiziği metafizikten ayıran şey veriydi.
*İnsanların para algılarında, ışık ve ses algılarında veya hava durumunda ve güneşin altındaki diğer her şeyde olduğu gibi önemli olan mutlak seviyeler değil, değişimlerdi.
*İnsanlar tüm düşük olasılıklara mümkünmüş gibi davranırlardı. İnsanların belirsizlikle karşılaştıklarında gerçekte ve yaptıklarını tahmin edecek bir teori oluşturmak için olasılıkları, insanların yaptığı gibi duygularla “ağırlıklandırmanız” gerekiyordu.
*Sahiplik etkisi, ekonomik sonuçları olan psikolojik bir fikirdi. İnsanlar sahip oldukları her şeye, sadece ona sahip oldukları için, garip bir şekilde fazla değer biçiyorlardı ve bu yüzden mallarından veya sahip olduklarından ayrılmak konusunda, onların ticaretini yapmak ekonomik olarak mantıklı olmasına rağmen şaşırtıcı bir şekilde isteksiz olduklarını kanıtladılar.
*İnsanların zihinleri, kayıplarla başa çıkarken kaybın hiç yaşanmadığı fantezi patikalarına sürükleniyorlardı. Zihinde, gerçekliğe alternatifler yaratırken kısıtlamalar oluşuyor gibi görünüyordu.
*Kıskançlık yaşamak için kişinin kendisini başka bir kişinin ayakkabılarının içinde canlandırabilmesi yeterlidir; kişinin o ayakkabıların içine nasıl girdiğine dair makul bir senaryoya sahip olması gerekli değildir. Kıskançlık, garip bir şekilde, hayal gücü gerektirmiyordu.
*Daha az olası olmasına rağmen insanların daha ayrıntılı açıklamayı seçtiğini, çünkü onun daha “temsil edilebilir” olduğunu açıkladılar.
happy hour; bar ve restoranların içecekleri indirimli verdikleri öğleden sonrası saatleri.
kibbutz; israil’de kolektif yaşam alanlarına verilen isim.
Müller-Lyer optik yanılsaması;
<….>
>….<